March 29, 2012

eşortman

neden eşorrrrtmanlarla seyahat ediyor gençler, neden? yollarda gördüğüm her eşofmanlı tosun genç oğlan türk'tü, bize mi mahsustur bu? ben uçağa binip yola çıkarken heyecanlanıyorum hep, ben mi yaşlıyım?


March 9, 2012

öğrencilik

pis bi müessese.
ama stella artua, i think i like you.


if it's not love, then it's the bomb, the bomb, the bomb!

20 yaşında hintli bi çocukla çay içerken konuşacak bi şeylerimizin olmasını morrissey ve marr ikilisine borçluyuz resmen. 25 yıllık şarkı bu kadar mı güzel olur yarabbi? çok da güzel aşk şarkısıdır, "anlamıyor musun, sen ne dersen ben evet diyeceğim" gibilerinden.
belki de değildir, zira hayatımı nirvana'nın polly'sinin bi papağan hakkında olduğunu düşünerek geçirdim. hadi kraker verdi, neden üstünden kalkması gerekiyor papağanın diye de kendi kendime merak ederdim. netice itibariyle polly papağan değilmiş, şarkının hikayesi de çok fenaymış.
eveth.

akyu

kardeşim Z.'nin odasından sesleniyorum. hava 10 derece, martılar sakin, asayiş berkemal.

her zamanki gibi küçük maceralar yaşadım gelirken. gümrükte yanımda getirdiğim ezine beyaz peynirini ve sucukları beyan etmem gerekti, ettim ama atmadan geçmeyi başardım. kardeşimin tam olarak ne mastırı yaptığını düzgün bi cümleyle anlatamadığımı farkettik paşaport polisiyle birlikte. benim desibeli düşen sesim ve onun kalkan kaşları neticesinde bikaç parmak izimi alıp bıraktı beni. bence bütün bunlar ankara paşaport şubesinde çektikleri vesikalık fotoğraf yüzünden oluyor. mutsuz bi manda gibi görünmem yetmiyormuş gibi bi de beyaz peynir kaçakçısı havam var.

bunların yanında, uçakta yanımda oturup "yolculuk nereye" diye soran hacı amca, koltuğuma göz diken deli kadın falan da vardı. gatwick kolay bi havaalanıymış bu arada, trenle çat diye vardım brighton'a. istasyonda meşhur birini gördüm sanırım ama kim olduğunu hala çıkaramadım. meşhur gibiydi.

dün de kütüphanenin önünde güney afrikalı misyoner yakaladı, 45 dakika kurtulamadım god is love, jesus died for our sins diye. oğlanın adem ve havva hikayesindeki yanlışları düzelttikten sonra aramız bozuldu, gitti çok şükür.

böyle yani durumlar şimdilik. yanda da kardeşimin panosundan bi köşe görüyorsunuz, en sevdiğim tarafı zaten bu "uck you" tavrıdır çocuğun.

March 1, 2012

hand in glove

"eldiven mi? çalmak mı? bi kere ben hep böyle duruyordum, eldiven kendi geldi. hatta ben git dedim, gitmedi. valla bak."