March 31, 2017

Hayır, Yarasalar Benim Değil, Köpek Benim

Mart ayı çok çabuk geçmedi mi? Normalde 300 gün filan sürerdi, bu sefer ne olduğunu anlamadan geçivermiş. Şu adam hala Zafer'i arıyor aşağı yukarı her gün ve bazen günde birkaç kere. 12 gün oldu, artık tuhaf bir şekilde takdir etmeye başladım. Yani ne bileyim, vay canına gerçekten.

Bu sabah erken bir saatte aramayı tercih edince ben de uyanmış oldum. Sonra Kudi terasa çıkmak istedi, kapıyı açtım. Çıkmasıyla havlamaya başlaması bir oldu, tutturabilirse her sabah aynı cocker spaniel köpek ve onu gezdiren kızla oğlana havlıyor. Çocuklar çok sevimliler, selamlaşıp birbirimize el sallıyoruz. Fakat ben sabahları şöyle görünüyorum:

Günaydııın, günaydıın. Ay kusura bakmayın fırlayıverdim tabuttan, işte köpek filan, hay allah. Geçen yazdan beri berbere gitmiyorum, kahküllerim uzadı, onları geriye yapıştırmak için çılgınca saç spreyi sıkıyorum. Sabah kalktığımda iki dev bombe halinde ortadan ikiye ayrılmış oluyorlar. Kont Drakül Bey gene havalı görünüyor, ben yetmezmiş gibi bir de puantiyeli pofuduk sabahlık giyiyorum.

Dün akşamüstü sokaktaydım, can havliyle bir seyyar Milli Piyango amcası bulup elinde kalan Süper Loto kuponlarını aldım. Hiçbir şey çıkmadı ama büyük ikramiye gene devretmiş, önümüzdeki günleri rakamlar düşünerek geçireceğim. 16 buçuk trilyoar büyük ikramiye, elden düşme bir şato bulup içimdeki drakül ile barışabilirim. (Birlikte söyleyelim: Kontluk sanaaa yakışıyor, kontluk sanaaa yakışıyor)

Gideyim, bu parçalı bulutlu cuma günün yarısını harcadım, öbür yarısında bari dişe dokunur bir şeyler yapayım. Tam kalkarken şu çalıyor; hem cover hem de açık havada akustik, en sevdiğim şeyler bir arada :

No comments:

Post a Comment