March 14, 2017

No.

Kar yağıyor Ankara'ya, sulu biraz gerçi ama yağıyor, hava gri. 90'lar popu açtım, Ace of Base filan, bir de mavi oje süreyim dedim. Bu evde oje sürülmüyor, sürer sürmez tüy yapıştı, zaten taşırdım da yer yer. Ay neyse yani, memleketin sokaklarında portakal bıçaklanmamışçasına yazmaya devam edeceğim.

Geçen yazki tadilat sırasında gizemli bir şekilde kaybolan sandalyelerimin başına ne geldiğini anladım. Aslında oluyor bayağı anlayalı, fotoğraf çekmek yeni geldi aklıma.


Bakın orada, duvarın üstünde duruyor bir tanesi. Evdeki adamlar kırıp kapının önüne bırakmışlar, karşımızdaki apartman görevlisi/otoparkçı abi de alıp kendine oturak yapmış. Böylece vedalaştık sandalyelerimle. Aslında vedalaşamadık, her sokağa çıktığımda görüyorum şu halini, gözüm seğiriyor.

O arada sokağımıza falafelci açıldı. Dün uğrayıp bir falafel dürüm aldım, beklerken çay verdiler, genç bir çift açmış dükkanı. Akşam barbar kocamla yarım yarım yedik, çok güzeldi. Menüsünü koyayım aşağıya, bir de arancini diye pirinçten içli köfte gibi bir şey yapıyorlarmış, İtalyan yemeği galiba:


Facebook sayfaları şurada, adres telefon filan orada mevcut. Menü siparişi verince kediler köpekler için küçük bir paket dostluk maması hediye ediyorlarmış.

Ay şu haberi görünce aklıma geldi, kaç sene önce Amsterdam'dan memlekete dönüyordum, check-in yaptırayım diye görevli kıza yanaştım Şikiphol Havalimanı'nda. Eve döneceğimden çok emindim fakat kız bana "Bu uçuşta adınız yok sizin?" dedi. İngilizce dedi, çok şükür gurbetçi memurların yardımı olmadan da anlaşabiliyorum yabancılarla. Neyse yani, bayağı dönüş biletim iptal edilmiş benim, bu kadar yıl sonra hala bilmiyorum neden böyle bir şey oldu.

Üzerinize afiyet kredi kartımı da patlatmışım, kıza da öyle dedim, "Ay ben şuursuz turistim, para filan kalmadı ki yeniden bilet alayım?" Kıza babamın telefon numarasını söyledim, aradık oradan, babam duymuyor telefonunu, zira Türkiye'de gece yarısı. Annemlerin evdeki bütün telefonları zarıl zarıl çaldırarak nihayet uyandırdım ebeveynlerimi, babam bir süre anlamadı ne istediğimi. Sonunda zorla kredi kartı bilgilerini alabildim, kendime uçak bileti aldım ve bindim o uçağa. Sabaha karşı eve geldiğimde bir de kapıda kaldım, gene sesimi duyurup bunları uyandırana kadar kapının önünde sigara içip free shoptan aldığım şekerleri yedim bir süre.

Neyse yani, babam telefonu açmasa ben de orada ölecektim, anlıyorum bakan hanımefendiyi, Hollanda'da böyle şeyler oluyor. Ben sonra başka havaalanlarında da fenalıklar geçirdim, yanlış tarihe bilet almalar olsun, kendi biletimi yanlışlıkla iptal etmeler olsun filan ama allah biliyor bir 3. dünya ülkesi vatandaşı olarak her zaman bir çanta dolusu evrakla yola çıktım.


Diyor ki ecnebi damadımız, "Sırbistan'a pasaportum olmadan girmeye çalıştım." Giremedi tabii. Daha doğrusu Viyana'dan çıkarmadılar, Avusturyalılar mantıklı insanlar oldukları için buna "Hiç çıkma buradan, zaten oraya giremeyeceksin" demişler. Ben damadın temiz bir Sırp dayağı yediğini filan hayal ettim ama dediğim gibi ben 3. dünya ülkesinde doğdum büyüdüm. Üzerinde güneş batmayan imparatorluk vatandaşıysanız, bulunduğunuz ülkedeki temsilciliğinizi arıyorsunuz, telefonu hemen açıyorlar, size "Manyak mısın neden pasaportsuz seyahat ediyorsun?" demiyorlar, "Tamam bir saat içinde sana geçici bir seyahat belgesi ulaştıracağız" diyorlar. O arada havaalanında insanlar sizin için koşturuyor, acil bir vesikalığınız çekiliyor, elçiliğe emailleniyor, derken Sırbistan Dışişleri Bakanı havaalanını arayıp "Bindirin ulan o uçağa, biz alacağız sınırdan içeri!" diyor, havaalanında panik dalgası yaratıyor. Bu sefer sizi uçağa koşturuyorlar fakat biletiniz "Paşaportsuz gerizekalı" ibaresiyle iptal edildiğinden uçak siz olmadan kalkıp gidiyor. Söz verilen zamanda geçici seyahat belgeniz geliyor, bir sonraki uçağa biletinizi alıyorsunuz.


Ben panikle orada mısın, burada mısın, neredesin diye sorarken herif İrlanda barı bulmuş, orada oturuyormuş. Beyazlık, rahatlık, genişlik, ne ararsanız var.

Ay kalkıyorum ben bu masadan, sırtım ağrıdı, 90'lar popundan da tiksindim biraz. Şunun dışında, bunu seviyorum hala biraz:

14 comments:

  1. O felafelciye beni götürmezsen cümle Lübnan köpenkleri "beni evlat edinin" diye kapınızda kuyruk olsun :) Hihoho beddua konusunda kendimi aştım :P

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay tabii ki gidelim ve her şeylerden yiyelim, köpenkler de gelsin, ben zaten dünden razıyım, Lübnanlı, Lübnansız mehiihiihi :D

      Delete
  2. Ay bahar geliyordu hani? Dün karı görünce içimden bir "NOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO!" nidası yükseldi. Ben de üç gündür psikedelik türk rak / anadolu rak (bence ikisi de aynı ve bu kategorileme işini neye göre yapıyoruz hala fikrim yok) ezgileri ile yoğruluyorum. Dün bütün gün böğürerek şarkı söyledim, cümlelerimin devamı gelmeden yeni cümlelere geçtim falan, çok küçük bir mani atağı geçirdiğim konusunda şüphelerim var ema emin de değilim zira Esin bi' şeyin yok demişti.

    İki gündür okula otostopla gidiyoruz Toki Turkuaz'dan, iki gündür dayılarla referandum muhabbeti yapıyoruz, sıtkım sıyrıldı. Portakal pıçaklayıp portakal suyu içmek ve a4'lere "portakal, orda kal" yazmak bence de inanılmaz mantıklı bir hareket olmuş, Hollanda olsam burayı büyük çaplı bir tımarhane kabul eder, pek ciddiye almama yoluna giderdim galiba.

    Şunu da malum şahsa adıyorum:
    https://youtu.be/AZhI0WoKvec

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yok henüz gelmiyor, herhalde gene haziranda filan çat diye kış bitip yaz gelecek.
      Ay anadolu rak deyince belki yeni dönem şeyler anlaşılıyordur, ne bileyim Haluk Levent filan mesela, o da kendine anadolu rok diyordu. Gerçi bu projenin adı Anatolian Rock Revival, o zaman demek ki biraz araştırmamız lazım hangisi ne tam olarak. Ya da belki birileri şu yazdıklarımızı okuyup çözer bu sorunu :)
      Belki de ufak bir mani atağıdır, belki de bunları değil de ne bileyim biraz klasik müzik filan dinlersin bir süre.
      Hollanda'da bu kadar çok Türk yaşamasaydı herhalde ciddiye almazlardı. Referandum yapılıp bitene kadar tansiyon böyle yüksek tutulacak, ben bunu anladım.
      Ay ben uğraşamam neptünlüyle filan diye yüksek perdeden teyze usulü son veriyorum cevabıma.

      Delete
    2. Ben rakı severim rak'ı değil ama gençliğimde bol bol Anadolu Pop dinlemişliğim vardır. Tabir şimdi çok komik geliyor. Türküleri alıp alıp batı enstrümanlarıyla çalar, sözleri falan uzata uzata söylerlerdi. Barış, Cem, Ersen falan öyle başladılar işe.
      Tok bir sesle:
      "Zabahtan uğradım ben bir fidaaanaaaa
      Dedim mahmur musan
      Söyledi yok yok
      Ağ elleri boğum boğum kınaaaalıııııı
      Dedim bayram mıdır? (Bu kısım soru edasıyla)
      Söyledi yok yok yok yok yoooooook"
      Cem Karaca biraderimiz eda ederdi, ben ergen o genç bir fidan iken...

      Delete
    3. Hah işte Şafak'ın evde "Buğday başak bağğğşağğk/ Yarimin kaşlarıaaağğ kilim" diye uydurup söylediği şeyler anadolu pop o zaman. Saykodelik olunca işin içine o tuhaf ses giriyo "voykid voykidi" diye. Sanırım çözdük bu meseleyi :D

      Delete
    4. Çenem açılmışken bi de şunu söyleyem, bu Cem Karaca'nın grubundan kalan birkaç kişi her yıl Antalya'da anma konseri yapıyorlardı bir vakit. Sesi aynı Cem olan bir solistleri vardı, hatta Turhan Yükseler yönetmişti birini ve çok iyiydi. işte o konserde eskiden grupta çalan ve şimdi müziği bırakıp antalya'ya yerleşen Ayzer Danga'yı sahneye davet ettiler. Sizin yaş tutmaz ama ben Ayzer'i iyi bilirim, çiçaklı, böcaklı pantollar ve yelekler giyen, saçları omuzda bir çılgın idi. Adam sahneye bir çıktı, umreden yeni gelmiş sanırsın. Göbek pırtlamış, saçlar zortlamış, ayakta kumaş pantol, üstte polo yaka baba tişörtü. ay gülmekten koltuktan düşeceeedim. Yani yaşlandın tamam da bu kadar da dede moduna geçilmez ki :)

      Delete
    5. Dışı yaşlanmış ama baktım feysbukuna hep rok videoları paylaşıyor, içi aynı kalmış herhalde :D
      Ay biraz da eski fotoğraflarını gugılladım, hadi ispanyol paça pantelonların üst kısmı dar, o hırkalar ceketler filan niye öyle minicik yahu? Bayağı herkesler sıfır beden. Örnek fotoğraf olarak:
      http://www.anatolianrock.com/images/sanatci_ve_grup_fotograflari/1152811461.jpg

      Delete
    6. Nevresim işi yattı galiba, ay sana uydum ben de epey gezindim, ne kadar normal gelirdi o zamanlar o giyim tarzı, şimdi çok komik göründüler gözüme. Evet ben de baktım, ruh yaşlanmamış :)

      Delete
    7. Nevresim işini tamamen unutmuştum, iyi oldu ahhahhhah :D Öff kalkıyorum evet buradan, temiz çarşaf sereyim de bu tankerler neşeyle yuvarlansın üstünde.

      Delete
    8. müzik konusunda sadece üç kategorim var: sevdiğim şarkılar / sevmediğim şarkılar / ilgilenmediğim şarkılar. hani bu punk rock, psogressive rock, ne bileyim ben post punk rock, indie , alternatif ayrımını falan bile asla yapabiliyor değilim. mesela bana iki şarkı dinletsen, hangisi rock hangisi metal desen onu da bilebileceğimi sanmıyorum, ay umrumda da değil aman.

      bahsettiğim listede de cem karacalar, 3 hüreller, selda bağcanlar, edip akbayramlar falan filan piyuuu neler neler var ahahah. günlerce bunalttım çocukları.

      bence kıyafetler çok tatlıymış, memleket karnaval gibiydi belki o zamanlar? şimdi herkes ya aşırı kezban, ya da aşırı "tumblr kızı" ve çok sıkıcı aman.

      Delete
    9. Biliyorum listeyi, şu oğlanı takip ediyorum, https://twitter.com/gokhanyucel , orada görmüştüm ilk. Güzel kısa filmler, afişler ve saire de paylaşıyor; twitter'ın bütün felaketleri içinde sakin bir hesap.
      Kıyafetler tatlı evet, memleket karnaval gibi değildi 70'lerden bahsediyorsak eğer :) İspanyol paçaya hafif bir meylim var ama bu kadar dar gömlekler giyemem. Tumblr kızı nasıl bir şey?

      Delete
  3. yarına yemeğim var, cuma evde değilim, pazartesi falafel'e uğrayacağım. hesabı, hesabınıza yazdırmam da sorun olmaz diye düşünüyorum. teşekkürler.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben Arif'in hesabı diye yazdırdım.

      Delete